Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YANLIŞ DEVRİN İNSANI OLMAK- Yüksel ÇOBANOĞLU

   Yanlış Devrin İnsanı Olmak    Kalabalıklar içerisinde yalnız kalmak, dış dünyadan soyutlanmak; kendini bir yere, bir devre ya da bir şeylere ait hissetmemek. Ait olamama duygusu… Bu duygu ve durumlar ne kadar da tanıdık aslında değil mi?    İnsan; fıtratı gereği bir yere, bir devre ya da herhangi bir şeye aitlik hissetmek ister. Çünkü insan kendini ait hissettiği yerde daha rahat ve huzurludur, yine ait hissettiği devirde daha mutludur. Bugün ne o rahatlık, ne o huzur, ne de o mutluluk var bir hayli büyük bir kesimde. İnsanların yüzleri asık, tavırları sahte; samimiyet desek mumla aranır oldu. Bir-iki kafa dengi arkadaş buldun mu şanslı sayılıyorsun. Kimse kimseye güvenmiyor, herkes birbirine aşılması zor duvarlar örüyor. Çoğu  kimseler menfaat kovalıyor. Sahtelik, almış başını gidiyor zaten. Herkes bulunduğu ortama göre maske değiştiriyor, farklı rollere bürünüyor.    Ama eve gidip yalnız kalınca tüm o maskeler, saçma sapan...

ÖLÜYE- Muhsin Ertuğrul ÖZER

    ÖLÜYE   O gün mezarlıktan ellerim boş döndüm. Bir selamını alamadım topraktan.  Neden ölüye dua etmek hoş gelir?  Ömründe değil de  Ölümünde kenetlenir insan.  En son yamadığın pantolonum, Su geçirmeye başladı galiba.  Akan yağmurlar mı deldi ipliği,  Yoksa cemaatsiz secdelerim mi?  Yüzümden akan günahlar, Benim şaheserim mi?                                       Muhsin Ertuğrul ÖZER 

O BELDE- Muhammet Baran ASLAN (Baranî)

 O BELDE "O belde", bu beldedir Diye aradım durdum. - Belki de bu yerdedir, İçimi yiyen kurdum. - Sanmayın beni veli; Ne âşık ne maşuktum. Ne sazım var ne sözüm. Şöyle deli bir kulum. Hani demiş ya şair; "İşte virane yurdum." Ben de işte öylece Viraneydim, mahpusdum. Zahir bir asır oldu. Ne aradım, ne buldum! İblis gemi kavradı. Nefse uydukça, uydum. Şimdi bir kor alevim. Evvelden dingin suydum. Çoraklaştım iyice, Kurudukça kurudum. Gelenler gitti bir bir... Candan çıkmamış huydum. Şimdi sorun hele bir Ne oldum, ne ummuştum?! Karun sandılardı ya Ne paraydım ne puldum. Kaç gece aç açıkta Topraklar yedim doydum! Çalmadı kimse kapım Sanki yoktum, yokluktum. Ne kimseye yoldaştım. Ne de birine yoldum. Belki bir efsaneye, bir hayale tutuldum. Sırtımdan vurdular da ne öldüm, ne kurtuldum. Oysa yeni bir candım, filiz vermeden soldum. Yıllar yılı direndim. Büyümedim, hep toydum! Gayrı bitti davam bak; Koynuna aldı toprak.....

Edebiyat ve Sinema İlişkisinin Arka Planı

Bu değerlendirme, edebiyat ve sinema ilişkisinin gelişim sürecini; toplumsal normlar, kültürel değerler ve politik bağlam çerçevesinde ele almaktadır. Sinema ve edebiyatın birbirini destekleyen ve yarara yönelik ilişkisi; görüntünün teknik yanlarının kısa sürede tükenmesi ve toplumun ilgi alanındaki etkisini kaybetmesi ile başlamaktadır. Bu bağ ilk başlangıçta, film yöneticilerinin kısa öyküler anlatma boyutuna geçişiyle güçlenmektedir. Sinemanın sessiz doğuşu edebiyatla ilişkisi hususunda önemli bir noktadır. Bu sessizlik, insanların görüntüye olan ilgisini olumsuz yönde etkilemektedir. İnsanlar sadece hareket bağlamında bir olayı seyretmeyi belli bir noktada anlamsız bulmaktadırlar. Bu durum; sinemanın, herkesin bildiği ve rahatça anlayabileceği senaryo metinlerine ihtiyaç duymasına sebebiyet vermiştir. Metinlere yöneliş ve edebiyatın sinemaya aktarımı ve sahnelenen materyaller, ilk başta en zirve ve herkesin merakla okuduğu noktaları ele almaktadır. Seçilmiş sahnelerin e...

EN/GEREK- Sadık BÜYÜKSAKARYA

                           EN / GEREK Geçen gün ihtiyaçlarımı gidermek için bir alışveriş merkezine gittim. Daha alışveriş merkezinin içine girmeden dışındaki reklam ve marka panoları bana ve benim gibi alışverişe gelmiş onlarca insana göz kırpmaya başlamıştı bile. Direnerek gözlerimi onlardan çevirmeye çalıştım fakat kendilerinden son derece emin bir şekilde içinde bulunduğumuz marka popülizmine dayanarak, bıçkın mahalle delikanlılıklarına güvenerek beni alt etmeye çalıştılar.  Ben de dışarda yaşamış olduğum bu olayı bir an önce atlatabilmek için kendimi alışveriş merkezinin içine attım. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak nedir, nasıl olur hiç bilmezdim. Ve bunu bir  alışveriş merkezinde yaşayacağımı da hiç tahmin etmezdim açıkçası. Ama gelin görün ki tahminini edemeyeceğim, hayalini dahi kuramayacağım keşmekeşlik ve bilinmezlik yumağının içinde buldum kendimi.  Bu cümleleri okuyanlar haklı...

SAKLAMBAÇ- Nada DOSTİ

                       SAKLAMBAÇ             Birçoğu, hayatın bir oyun olduğunu; bir aldatma oyunundan ibaret olduğunu söylüyor.  Ben de hayatıma saklambaç oynayarak başladım. Evet, evet! Saklambaç! "Ama nasıl?" diye soracaksınız. Şöyle: Gözlerim kapalıydı. Açtığımda ise babam yoktu. Bebeklerin göremediklerini söylemelerine rağmen, gözlerimle onu aramaya başladım. Görebiliyordum, hatta çok iyi görebiliyordum ama keşke görmeseydim. En azından ilk üç günde.  "Hayata nasıl başlarsan öyle devam eder." derler. Babamı aramaya başladım ve tüm hayatım böyle devam etti, sürekli onu arayarak. Babam benimle hiç evcilik  oynamadı, hiç el ele tutuşup parka ya da ormanda yürüyüşe de gitmedik. Ama ne önemi var ki! Zaten bütün hayatımızı saklambaç oynayarak geçirdik. O kaçardı ben de onu arardım. Ortadan kaybolurdu, ben de onu bulmak için her yere bakardım. Sonunda oyunumuzda kazanan...

SEN DE DÖNERSİN BELKİ BİR GÜN YÜZÜNÜ-Muhammet Baran ASLAN(Baranî)

SEN DE DÖNERSİN BELKİ BİRGÜN YÜZÜNÜ Ölmek için çok yorgunum. Yaşamak için daha çok... Melankolik bir asfalt kusmuğu asır. Ve ben bu asrın sancısı... Kim doğurdu kaygılarımı? Bilmeden arşınladığım sokaklar, Yüzüme vurur bir tokat gibi Hakikat çekideklerini. Gördüm ki... Gördüm ki, ruhumun aynasında fokurduyor aksin. Ne kadar da aksisin... Fakat aldırmayacaksın, ne de olsa Feza kokuları ve magma köpükleri arasında Sevmeyi sevmek Benimkisi. Senin için, sana inat! Bilirim sen satır görürsün, Ben kader! Yılkılar arasında koşturduğum günlerde kalma  Bayat hayat tadı damağımda... Kaldırım üstü kol kanat, İki büklümüm. Matemler erir gövdemde. Ne cemadat işitir ne hayvanat. Bilirim, sen Tek boyutlu hayatının cenderesinde Sürüklenmektesin. Sen de bil! Ben sızdığım zamanın şekline direniyorum! Ve akmamak için küfrediyor damarlarımdaki kan. Bre hey zalim, çek kelimelerini kınından! Vurmak istersen garibi gönlünden, An bu an! Ama bil ki ya biriz biz Ya bir eksik... Farkımı fark edeb...